Pegasus'un 2025 Yılı: Uçuşlar Yükseliyor, Kâr Biraz Geride Kaldı
Pegasus, Türkiye’nin en büyük düşük maliyetli havayolu taşıyıcısı olarak 2025 yılını geride bırakıyor. Satış gelirlerinde %37,8 gibi etkileyici bir büyüme yakalanmış; turizm talebindeki canlılık ve artan yolcu trafiği bunun ana itici gücü. Ancak bu büyümeye rağmen FAVÖK’de %6,4’lük bir gerileme var. Bu çeyreğin ana mesajı: Talep patlıyor ama maliyetler de aynı hızla uçuyor. Kârlılığı korumak için operasyonel verimliliğe daha fazla odaklanılması gerektiği net şekilde görülüyor.
Satış Hikayesi: Yolcu Sayısından Gelire, Güçlü Bir Sıçrama
Satışlar 154,1 milyar TL’ye ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre %37,8 artmış. Türkiye’de enflasyonun %30’lar seviyesinde olduğu bir ortamda bu büyüme reel olarak da pozitif bölgede kalıyor. Yani Pegasus, enflasyonu ezip geçmiş durumda. Ancak burada kritik soru şu: Bu büyüme sadece fiyat artışlarından mı kaynaklanıyor, yoksa gerçek bir hacim artışı var mı? Verilere göre brüt kârın sadece %5,1 artması, satışlardaki artışın büyük kısmının maliyetlere yansıdığını gösteriyor. Yakıt, bakım ve personel giderleri enflasyonist baskı altında ezilirken, brüt kâr marjı %22,3’ten %17,0’ye gerilemiş. Bu, her uçan yolcunun şirkete daha az kâr bıraktığı anlamına geliyor.
Çeyreklik bir trend verisi olmadığı için mevsimselliği tam olarak değerlendiremiyoruz. Ancak 2024 yılına göre satışlar reel olarak artarken, brüt kâr neredeyse yerinde saymış. Bu durum, maliyet yönetiminin en kritik konu olduğunu vurguluyor.
Kârlılık: Operasyonel Verimlilikte Bozulma Sinyali
Brüt kâr marjındaki daralma, FAVÖK’e de yansımış. FAVÖK 32,8 milyar TL’den 30,7 milyar TL’ye düşerek %6,4 azalmış. Bu düşüşün temel sebebi, satışların maliyetinin satışlardan daha hızlı artması. Ayrıca amortisman ve faiz giderlerinin de etkisi var. Net dönem kârı ise %3,5 artışla 13,8 milyar TL olmuş. Net kârdaki bu sınırlı artış, büyük olasılıkla finansal gelirler veya vergi avantajlarından kaynaklanıyor. Operasyonel olarak net kâr marjı %8,9’dan %8,8’e hafif gerilemiş. Yani şirket temel faaliyetlerinden para kazanmakta zorlanıyor. Enflasyon muhasebesi etkisi olmadan (net parasal pozisyon boş) bu kâr rakamları daha da dikkatli okunmalı. Eğer enflasyon düzeltmesi yapılsaydı, net kâr daha düşük çıkabilirdi.
Bilanço Sağlığı: Varlıklar Büyüyor, Borçlar da Öyle
Toplam varlıklar %44,6 artışla 410,2 milyar TL’ye ulaşmış. Bu büyümenin büyük kısmı duran varlıklardan (%49,6) geliyor. Filoya eklenen yeni uçaklar ve havacılık ekipman yatırımları bu artışı açıklıyor. Ancak bu yatırımın finansmanı net borçta %48,6’lık bir sıçramaya yol açmış; net borç 178,3 milyar TL olmuş. Özkaynaklar ise %56 artarak 116,9 milyar TL’ye çıkmış. Özkaynak artışı borç artışından daha hızlı olsa da, net borç / FAVÖK rasyosu şu anda 5,8x seviyesinde. Bu, havayolu sektörü için normalin üst sınırı. Geçen yıl aynı rasyo 3,7x civarındaydı (120/32,8). Borçluluğun bir yılda bu kadar artması, faiz oranlarının yüksek olduğu bir ortamda finansal riski yükseltiyor. Eğer FAVÖK toparlamazsa, borç servisi zorlaşabilir.
Net Parasal Pozisyon (TAS 29): Veri Yok, Ama Etkisi Büyük
Bu dönemde net parasal pozisyon kalemi raporlanmamış. Ancak bilinmeyen bu verinin şirketin kârlılığı üzerinde önemli bir etkisi olabilir. Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde şirketler, parasal varlıkları (nakit, alacak) değer kaybederken, parasal yükümlülükleri (borç) ise reel olarak azalır. Pegasus gibi yüksek borçlu bir şirkette, enflasyon düzeltmesi genellikle net parasal kazanç yaratır. Yani bu veri olmadan net kârın ne kadarının operasyonel, ne kadarının enflasyon kaynaklı olduğunu ayırt edemiyoruz. Bu nedenle, gelecek dönemlerde enflasyon muhasebesinin net etkisi takip edilmeli.
Yatırımcı için Ne Anlama Geliyor?
Pegasus’un 2025 yılı, satışlarda güçlü bir talep hikayesi sunarken, maliyetlerin bu hikayeyi gölgelediği bir dönem oldu. Artılar: Satış büyümesinin enflasyonun üzerinde olması, filo yatırımlarıyla kapasite artışı ve turizm sektörünün canlılığı. Eksiler: Brüt kâr marjındaki hızlı erime, FAVÖK’teki düşüş ve net borç/FAVÖK rasyosunun yüksek seviyeye çıkması. Enflasyon muhasebesinin etkisi netleşmediği için kârlılık rakamlarına ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor.
Yatırımcılar için odak noktası: Operasyonel maliyetlerin kontrol altına alınıp alınmayacağı ve borç yükünün sürdürülebilirliği. Eğer şirket yakıt ve bakım giderlerini optimize edebilirse, marjlar tekrar iyileşebilir. Aksi takdirde, yüksek borç ve düşen kârlılık hisse üzerinde baskı yaratabilir.
Yatırım tavsiyesi değildir.
