Açılış
Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (EKGYO), Türkiye'nin en büyük gayrimenkul geliştiricilerinden biri olarak, toplu konut ve kentsel dönüşüm projelerine odaklanıyor. 2025 yılının ilk dokuz aylık döneminde (Ocak-Eylül) açıklanan veriler, satışlarda adeta bir sıçrama olduğunu gösteriyor. Gelirler geçen yılın aynı dönemine göre %139 artmış. Ancak bu nominal büyümenin altında yatan dinamikleri anlamak, yatırımcı için kritik. Enflasyon muhasebesinin etkileriyle birlikte net kâr ise aynı dönemde ciddi bir daralma yaşamış. Şimdi bu çelişkili tabloyu parçalara ayırarak inceleyelim.
Satış Hikayesi
Satış gelirleri, 99,8 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Geçen yılın aynı dönemindeki 41,8 milyar TL’ye kıyasla %139,1’lik bir artış var. Bu, Türkiye’de yıllık %30+ enflasyon ortamında dahi oldukça yüksek bir nominal büyüme. Reel olarak değerlendirildiğinde, satış hacminin önemli ölçüde arttığını söyleyebiliriz. Bunun arkasında, şirketin devam eden projelerindeki teslimatların hızlanması ve büyük ölçekli kentsel dönüşüm sözleşmelerinin gelir tablosuna yansıması yatıyor olabilir. Enflasyonun üzerinde bir büyüme görmek olumlu, ancak bu artışın sürdürülebilir olup olmadığını anlamak için çeyreklik trend verilerine ihtiyacımız var. Mevcut raporda çeyreklik kırılım bulunmuyor, bu nedenle büyümenin ivmesini takip için bir sonraki ara döneme odaklanmak gerekli.
Kârlılık
Brüt kâr, satışlardaki güçlü seyre paralel olarak %147 artışla 27,8 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Brüt kâr marjı geçen yılın aynı döneminde yaklaşık %27 iken bu dönemde %27,9’a yükselmiş. Bu hafif iyileşme, maliyet yönetiminin enflasyon karşısında nispeten başarılı olduğunu gösteriyor.
FAVÖK ise 25,2 milyar TL ile geçen yıla göre %105,8 artmış. Ancak FAVÖK marjı, %29,4 seviyesinden %25,3’e gerilemiş. Bunun anlamı, faaliyet giderlerinin satışlardan daha hızlı arttığı. Özellikle personel, pazarlama ve genel yönetim giderleri enflasyonist ortamda baskı yapmış olabilir.
En kritik kalem net dönem kârı. Geçen yıl 17,3 milyar TL net kâr varken bu dönem 6,0 milyar TL’ye gerilemiş, yani %65,3 düşüş var. İşte burada TAS 29 devreye giriyor. Geçen yıl 5,3 milyar TL net parasal pozisyon zararı mevcutken, bu yıl 5,0 milyar TL net parasal pozisyon kazancı oluşmuş. Yani geçen yıl enflasyon muhasebesi kârı aşağı çekerken bu yıl yukarı itmiş olmasına rağmen net kâr düştü. Bu, esas faaliyet kârlılığında bir zayıflama olduğuna işaret ediyor. Finansman giderleri, kur farkları veya diğer faaliyet dışı kalemler bu düşüşte belirleyici olmuş olabilir. Kısacası, esas faaliyetlerdeki büyüme, net kâra tam olarak yansımamış.
Bilanço Sağlığı
Toplam varlıklar 335,2 milyar TL ile bir önceki yıl sonuna göre (2024 yılı sonu) %25 artmış. Dönen varlıklar 302,7 milyar TL (%22,5 artış) ve duran varlıklar 32,5 milyar TL (%53,6 artış) olarak sıralanıyor. Duran varlıklardaki hızlı artış, yatırım amaçlı gayrimenkul veya proje stokundaki büyümeyi yansıtıyor olabilir. Ancak dikkat: Dönen varlıkların toplam varlıklar içindeki payı çok yüksek (yaklaşık %90). Bu, şirketin iş modeli gereği ticari alacak, stok ve nakit ağırlıklı olduğunu gösteriyor.
Net borç ise çarpıcı biçimde arttı: 6,1 milyar TL’den 32,8 milyar TL’ye, yani %439,9 artış. Özkaynaklar ise sadece %3,4 büyüyerek 129,7 milyar TL olmuş. Net borç/FAVÖK rasyosu, geçen yıl sonu itibarıyla 0,5x civarındayken bu dönemde 1,3x seviyesine yükselmiş. Bu hala yönetilebilir bir seviye, ancak yükseliş trendi endişe verici. Şirketin artan faaliyetlerini finanse etmek için daha fazla borçlandığı anlaşılıyor. Borç artışının proje teslimatlarıyla veya arsa alımlarıyla fonlanması muhtemel, ancak yüksek faiz ortamında finansman giderleri net kârın üzerinde baskı oluşturabilir.
Net Parasal Pozisyon (TAS 29)
Enflasyon muhasebesi bu dönemde şirketin lehine çalışmış. 5,0 milyar TL net parasal pozisyon kazancı, şirketin parasal varlık ve yükümlülükleri arasındaki dengenin enflasyon karşısında olumlu bir konumda olduğunu gösteriyor. Geçen yıl aynı dönemde 5,3 milyar TL zarar varken bu dönem kazanç olması, bilançodaki parasal kalemlerin kompozisyonunun değiştiğine işaret ediyor. Örneğin, yüksek enflasyon döneminde borçlu olmak avantajlıdır çünkü borcun reel değeri düşer. EKGYO’nun net borcunun artması, aslında enflasyon muhasebesi açısından pozitif bir etki yaratmış olabilir. Ancak bu kazanç, gelir tablosunda bir kerelik bir kalem olarak yer alıyor ve faaliyet performansını yansıtmıyor. Yatırımcıların bu kalemi "operasyonel kârlılık" ile karıştırmaması önemli.
Yatırımcı için Ne Anlama Geliyor?
EKGYO’nun 2025/3AB dönemi, yüksek nominal satış büyümesine rağmen net kârdaki sert daralma ile iki yüzlü bir tablo çiziyor. Satışlardaki reel büyüme, şirketin proje teslimat kapasitesinin sağlam olduğunu gösteriyor. Brüt kâr marjındaki hafif iyileşme olumlu. Ancak ikinci çizgide üç ciddi risk beliriyor:
- FAVÖK marjı gerilemesi: Faaliyet giderlerinin kontrol altına alınması gerekiyor.
- Net kâr düşüşü: Finansman giderleri ve diğer faaliyet dışı maliyetler kârı eritiyor.
- Net borçtaki sıçrama: Borçluluk seviyesi hızlı yükseliyor, bu da faiz hassasiyetini artırıyor.
Öte yandan, enflasyon muhasebesi kazancı ve yüksek brüt kâr, şirketin iş modelinin enflasyonist ortamda kısmen korunaklı olduğunu gösteriyor. Büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleri ve devlet destekli konut programları, gelecek dönem satış hacmini destekleyebilir. Ancak yatırımcılar, net kârın neden bu kadar düştüğünü anlamak için faaliyet dışı giderlerin detayına ve nakit akış tablosuna mutlaka bakmalı. Çeyreklik trendlerin olmaması, ivme analizini sınırlıyor; bir sonraki dönem raporu bu açıdan daha belirleyici olacaktır.
Yatırım tavsiyesi değildir.
