OBA Makarnacılık 2026/3AB Dönem Analizi: Enflasyonun Gölgesinde Reel Düşüş
Oba Makarnacılık, Türkiye’nin önde gelen makarna ve unlu mamul üreticilerinden biri olarak, 2023 depremi sonrası yeniden yapılanma sürecinde zorlu bir dönemden geçiyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde satışlarını nominal olarak koruyabilen şirket, kârlılık cephesinde ciddi bir erozyon yaşadı. Enflasyon muhasebesinin yarattığı 578.9 milyar TL’lik net parasal pozisyon kaybı, şirketin net dönem kârını 880 milyar TL zarara çevirdi. Bu çeyrekte şirketin önceliği, artan maliyetler ve döviz dengesizliği karşısında marjlarını korumak olacak gibi görünüyor.
Satış Hikayesi
Şirketin satış gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre sadece %0.9 artarak 4.83 trilyon TL’ye ulaştı. Türkiye’de yıllık enflasyonun %30’ların üzerinde seyrettiği bir ortamda bu büyüme, reel olarak yaklaşık %20’lik bir daralmaya işaret ediyor. Makarna gibi temel gıda ürünlerinde talebin daha dirençli olması beklenirken, şirketin satış hacminde ya da birim fiyat artışında enflasyonu yakalayamadığı görülüyor.
Bu tablonun ardında iki temel neden olabilir: Birincisi, ihracat pazarlarında rekabetin sertleşmesi ve döviz kurundaki istikrarsızlık. İkincisi, iç talepte tüketicinin alım gücünün düşmesiyle birlikte makarna gibi düşük birim fiyatlı ürünlerde bile ikame mallara yönelme. Çeyreklik trende baktığımızda, 2025’in ilk çeyreğinde 4.79 trilyon TL olan satışların bir yılda hemen hemen aynı kaldığını görüyoruz. Bu, şirketin büyüme hikâyesinin durakladığına dair güçlü bir sinyal.
Kârlılık
Kârlılık tarafı, çeyreğin en çarpıcı bölümü. Brüt kâr, geçen yılın aynı dönemine göre %29.1 azalarak 525.1 milyar TL’ye geriledi. Brüt marj ise %15.5’ten %10.9’a düştü. Bu, şirketin maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtamadığını gösteriyor. Un, enerji ve işçilik gibi giderlerdeki artış, brüt kâr marjını adeta eritmiş.
FAVÖK ise daha vahim bir tablo çiziyor: %63.7 düşüşle 222.6 milyar TL’ye inen FAVÖK, marjını %12.8’den %4.6’ya çekti. Bu, operasyonel verimlilikte ciddi bir bozulma olduğunu gösteriyor. Faaliyet giderlerindeki kontrolsüz artış ya da brüt kârdaki düşüşün operasyonel kâra oransal olarak daha sert yansıması söz konusu.
Net dönem kârı ise en dramatik değişime sahne oldu. Geçen yıl 264.4 milyar TL kâr eden şirket, bu yıl 880 milyar TL zarar açıkladı. Zararın tek sebebi operasyonel zayıflık değil; 578.9 milyar TL’lik net parasal pozisyon kaybı, zararı katlayarak artırmış. Bu durum, enflasyon muhasebesinin şirketin bilançosunu nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyuyor.
Bilanço Sağlığı
Bilanço tarafında şirketin yapısal olarak güçlü olduğu söylenebilir. Toplam varlıklar bir önceki yılsonuna (2025/12) göre %3.6 azalarak 13.4 trilyon TL’ye düşmüş. Özkaynaklar ise %7.3 gerileyerek 11.2 trilyon TL olmuş. Özkaynak oranı hâlâ %83.5 seviyesinde; bu, şirketin mali bağımsızlığının yüksek olduğunu gösteriyor.
Net borç pozisyonu ise özellikle dikkat çekici. Şirket 2.61 trilyon TL net nakit pozisyonunda (yani borcundan fazla nakit mevcudu var). Ancak önceki dönemde 4.09 trilyon TL olan bu pozisyonun %36.1 azalmış olması, nakit dengesinin hızla tükendiğine işaret ediyor. Eğer bu trend devam ederse şirket bir süre sonra net borçlu hale gelebilir. Pozitif tarafı ise, mevcut nakit durumuyla kısa vadeli yükümlülüklerini rahatça karşılayabilecek olması.
Net borç/FAVÖK rasyosu, net nakit pozisyonu nedeniyle negatif çıkıyor. Ancak FAVÖK’teki hızlı düşüş (geçen yılın aynı dönemine göre yarıdan fazla azalma), bu rasyoyu izleme gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Şirketin borçlanma ihtiyacı artarsa ve FAVÖK düşük kalırsa, rasyo kısa sürede yükselebilir.
Net Parasal Pozisyon (TAS 29)
Enflasyon muhasebesi (TAS 29), bu çeyrekte şirketin kâr/zararına damgasını vurmuş. 578.9 milyar TL’lik net parasal pozisyon kaybı, aslında şirketin parasal varlıklarının (nakit, alacaklar) enflasyon karşısında eridiğini, parasal yükümlülüklerinin (borçlar) ise reel olarak azaldığını gösteriyor. Ne var ki, şirketin net nakit pozisyonu pozitif olduğu için toplam etki zarar yönünde. Yani şirket, elinde nakit bulundurarak enflasyondan olumsuz etkileniyor.
Geçen yılın aynı döneminde 847.6 milyar TL olan kaybın %31.7 azalması ise, şirketin nakit pozisyonundaki düşüşle uyumlu. Daha az nakit – daha az enflasyon kaybı anlamına geliyor. Ancak bu, şirketin kasasını boşaltması gerektiği anlamına gelmez; daha verimli bir varlık-yükümlülük dengesi kurması gerektiğini gösterir.
Yatırımcı için Ne Anlama Geliyor?
Oba Makarnacılık, bu çeyrekte yatırımcısına pek de olumlu bir hikâye sunamıyor. Satışlar reel olarak düşüyor, kârlılık marjları neredeyse yarıya inmiş durumda ve enflasyon muhasebesi, güçlü nakit pozisyonunu bile dezavantaja çeviriyor. Fırsatlar kısmında ise şirketin düşük borçluluğu ve yüksek özkaynak oranı öne çıkıyor. Ayrıca gıda sektöründe talep dalgalanmalarına karşı nispeten dayanıklı olması, uzun vadede avantaj sağlayabilir.
Riskler ise daha baskın: Brüt marjdaki düşüş eğiliminin devam etmesi, nakit pozisyonunun erimesi ve FAVÖK’teki gerileme. Yatırımcılar, özellikle ikinci çeyrekte satışların enflasyonu yakalayıp yakalamadığını ve maliyet yönetiminde bir iyileşme olup olmadığını yakından izlemeli.
Yatırım tavsiyesi değildir.
