Açılış
Çelebi Hava Servisi, havalimanlarında yer hizmetleri, kargo, akaryakıt ikmal ve temsilcilik gibi operasyonel süreçlerde faaliyet gösteriyor. 2026 yılının ilk çeyrek bilançosu, satışlardaki güçlü büyümeye rağmen net kâr cephesinde sürpriz bir tablo çiziyor: 71 milyar TL zarar. Bu çelişki, enflasyon muhasebesinin (TAS 29) etkisiyle ortaya çıkan bir durum; operasyonel performansın kendisi aslında oldukça sağlıklı. Gelirdeki artış, hava trafiğindeki toparlanma ve artan taleple desteklenirken, kârlılıktaki asıl bozulma parasal kalemlerden kaynaklanıyor. Bu çeyreği anlamak için enflasyon muhasebesini ayırarak bakmak şart.
Satış Hikayesi
Satışlar geçen yılın aynı çeyreğine göre %38 artarak 4,58 trilyon TL seviyesine ulaşmış. Bu nominal büyüme, Türkiye'deki %30'ları aşan enflasyon ortamında dahi güçlü bir reel büyümeye işaret ediyor. Çeyreklik bazda önceki yılın aynı dönemine kıyasla (2025/3 = 3,32 trilyon TL) artış belirgin. Ancak hava yolu sektörü mevsimsellik gösterdiği için bu karşılaştırmayı mutlak anlamda yorumlamak yanıltıcı olabilir — örneğin yaz aylarında trafik daha yoğundur. Yine de ilk çeyrek için bu büyüme hızı, talebin canlı kaldığını ve şirketin pazar payını koruduğunu gösteriyor. Enflasyon muhasebesi satışların nominal değerini etkilemediğinden, bu kalemde reel büyüme var diyebiliriz.
Kârlılık
Brüt kâr %30 artarak 1,15 trilyon TL olmuş. Satış artışı %38 iken brüt kârın %30 artması, brüt marjda hafif bir gerilemeye işaret ediyor: geçen yıl %26,6 olan brüt marj bu çeyrekte %25,2 seviyesine inmiş. Bunun muhtemel nedeni artan işletme maliyetleri (akaryakıt, personel, döviz bazlı giderler) olabilir. FAVÖK ise sadece %14,4 artarak 990,5 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Buradaki marj daralması daha belirgin: geçen yıl %26,1 olan FAVÖK marjı %21,6’ya düşmüş. Yani operasyonel kârlılık enflasyonun altında büyümüş; bu da şirketin maliyet yapısında bir sıkışma olduğunu düşündürüyor.
Net kâr ise tam bir dönüş yaşamış: geçen yıl 575,8 milyar TL kâr varken bu yıl 71 milyar TL zarar görünüyor. Bunun tek sebebi net parasal pozisyon kaynaklı kayıp: -705 milyon TL (geçen yıl -224 milyon TL). Enflasyon muhasebesi, şirketin parasal varlıkları (nakit, alacaklar) üzerinden büyük bir erime yaratmış. Operasyonel olarak zarar edilmemiş olsa da TAS 29 etkisi net kârı negatife çevirmiş.
Bilanço Sağlığı
Toplam varlıklar önceki yıl sonuna göre %2,2 artarak 24,99 trilyon TL olmuş. Dönen varlıklar (%3,3) duran varlıklardan (%1,4) daha hızlı büyümüş; bu likidite tarafında bir rahatlamaya işaret edebilir. Özkaynaklar ise %2,7 azalarak 8,16 trilyon TL seviyesine gerilemiş. Azalış, dönem zararının özkaynaklardan düşülmesinden kaynaklanıyor. Net borç ise %13,1 azalarak 2,07 trilyon TL’ye inmiş. Bu olumlu bir gelişme: şirket borcunu azaltıyor. Net borç/FAVÖK rasyosu (yıllıklandırılmış FAVÖK ile hesaplanırsa) yaklaşık 2,1 seviyesinde, ki bu oldukça sağlıklı bir oran. Bilanço yapısı, borç seviyesi ve özkaynak dengesi açısından güçlü görünüyor.
Net Parasal Pozisyon (TAS 29)
Bu çeyreğin en kritik kalemi. Şirketin net parasal pozisyon zararı geçen yılın aynı dönemine göre %214,9 artarak -705 milyon TL olmuş. Türkiye’de enflasyon hala yüksekken, şirketin parasal varlıklarının (nakit ve benzeri) satın alma gücü hızla eriyor. Buna karşılık parasal borçlar enflasyon karşısında reel olarak avantaj sağlasa da, net pozisyonun negatif olması (yani parasal varlıkların parasal borçlardan fazla olması) büyük bir kayba yol açıyor. Bu, Çelebi’nin nakit yoğun bir iş modeli olduğunu ve enflasyon muhasebesinin kârlılık üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu gösteriyor. Operasyonel nakit akışına odaklanan yatırımcılar için bu kayıp "gerçek" bir zarar değil, raporlama etkisi olarak değerlendirilmeli.
Yatırımcı için Ne Anlama Geliyor?
Çelebi Hava Servisi, operasyonel olarak sağlam bir çeyrek geçirmiş: satışlar güçlü artmış, borç azalmış, bilanço dirençli kalmış. Ancak enflasyon muhasebesi nedeniyle raporlanan net kâr kafaları karıştırabilir. Yatırımcı, FAVÖK ve nakit akışına odaklanmalı; bu kalemler şirketin gerçek performansını daha iyi yansıtıyor. Fırsatlar: hava trafiğindeki toparlanma devam ediyor; faiz indirimi beklentisi nakit yönetimini rahatlatabilir; borç azalması finansal esneklik sağlıyor. Riskler: enflasyonun kalıcı olması halinde net parasal pozisyon kayıpları sürebilir; brüt ve FAVÖK marjlarındaki daralma maliyet yönetiminde sıkıntıya işaret ediyor; döviz kuru hareketleri maliyetleri etkileyebilir. Bu çeyrek, operasyonel hikaye ile raporlama gerçeği arasındaki farkı net gösteriyor. Şirketin uzun vadeli değeri, enflasyonun kontrol altına alınması ve talebin sürekliliği ile şekillenecek.
Yatırım tavsiyesi değildir.
